Fırtına öncesi değil sonrası bir sessizlik idi bu…
Sevmiyordum sanırım mutsuz zamanlarda, yazmayı. Belki de
sonra dan okuyunca hatırlamak istemediğimdendir. Hep gülerek, gülümseterek okuyacağım,
okutacağım yazılar olsun istiyordum belki de..
Geçiyordu işte... Akreple yelkovan kimseye aldırmadan
görevini icra etmeye devam ediyordu.
Zamanla unutulmuyordu belki ama alışılıyordu işte.
Yıllar önce elinde Ace’ nin çamaşır suyu şişesiyle kapı kapı
dolaşarak kadınlara yardım eden bi Ayşe teyzemiz vardı reklamlarda hatırlar
mısınız?
“Lekelere düşman, çamaşıra dost”
diye sloganı vardı reklamın :)
Bütün önlemlere rağmen çıkmayan lekeleri temizlediğini
söylüyordu Ayşe teyze :)
Keşke dedim, sadece çamaşırdaki lekeleri değil de, ruhları kirlenmiş,
yalanla boyanmış insanları temizleyen bir icat da olsa:)
Ne dersin Ayşe teyze güzel olmaz mı? Bu işe de, bi el mi
atsan acaba :)
Gelsen de önce şu beynimin içini sonra da o beynimin içine
edenleri temizlesen mesela :)
Bi süredir beynim istilaya uğramış gibiydi adeta.
Kendi kendime kerelerce konuşuyordum bık bık bık... Ama klavyenin
başına geçince kitlenip kalıyordum adeta. Ki yazamamak da tıkalı burunla nefes
almaya çalışmak gibiydi benim için.
Hep eksik hissediyordum..
Bi şey yapmayı unutmuş gibi. Aklımda hep bişi var da ne
olduğunu bilmiyormuşum gibi sanki.
Ya da sürekli kabızmış gibi.
Midem bulanıyo da bi kussam rahatlayacakmış gibi.
Ama işte bahane her g.tte vardır diyerekten yazmaya koyuldum :)
İnatla hırsla da
devam ediyorum inanmaya.
Bence gel Ayşe teyze biz seninle yeni bir reklam filmi
çekelim. Ama sloganımız şimdiden belli söyleyeyim. Bu dünyayı iyilik, güzellik
kurtaracak!!!