Mecalim nerelerdesin?
Sitem ediyorum, alınıyorum artık sana, koyma beni bi başıma, bırakma.

Aldanmayasın giydiğin elbiseye, oturduğun koltuğa sevgili okuyucu. En nihayetinde sen de, ben de ve hepimiz de birer insanız sadece.

Uğraşma boşuna, 
dışarıda ne yersen ye, eve gelince nohutlu bulgur işte.
Bi heves oturmuyor muyuz sofraya? Hatta fasülyenin yanında pilav da yiyorsundur sen, valla ben de yiyorum :) Hatta çoğu kez bulguru da nohutlu değil mi?

Mesela sen de üşütünce ossuruyosun, ben de:) Hatta midesi bulanınca kusabiliyor insan, kusmaz da çok zorlanırsan parmaklamak zorunda bile kalabiliyorsun? 
Iyyyy ne kadar da iğrenç değil mi? İğrenç demişken ishal olup klozeti de batırıyor musun mesela?

Ne mi diyorum ben sevgili okuyucu?

Hepimiz diyorum insanız nihayetinde, hatalarıyla, doğrularıyla, yanlışlarıyla, insanız insan. Ezme diyorum, bulunduğun mevkiyi hak görüp,
önce otur bi düşün diyorum? Elek diye bir şey var mesela, kullan yahu! Geçir sözcüklerini..
İnsan diyorum, beşer durmaz şaşar diyorum.

Çünkü biliyor musun? Alırsan mazlumun, yalnızın, hastanın ahını, her zaman çıkmaz aheste aheste bir beste; gün olur çıkar çarçabuk bir beste.
Çok da beklemeye gerek yok diyorum yani.

Bardağı taşırırsa o son damla,
damla, damla olmakla kalmaz artık. Çağlar şelale gibi, gürül gürül hatta güldür güldür.

Saklayınca samanı geliyordu zamanı sanki değil mi? Ha bir de ne ekersen onu biçiyordun bak bence bu da önemli.

Hala ne mi diyorum ben sevgili okuyucu, sitem ediyorum, ağlıyorum, haykırıyorum.
Cümlelerle, kelimelerle anlatılır mı ve anlaşılır mı acaba meramım diye deneme yapıyorum. Acaba biraz olsun merhametten nasibini almış insanoğlu var mı diye merak ediyorum.


Duygularım demlenmekten acıdı artık, çay da acı hiç içilmiyor be azizim, yakıyor insanın boğazını, rengi ise hiç mi hiç iç açmıyor...

Köprüden önceki son çıkış önemliyse demek ki,

Veda vakti de alnıma koyma be arkadaş o buseyi, gitmeden, geçmeden o Borlu pazarı, sür eşeği bence Niğde’ ye.

Sen sen ol sevgili okuyucu, öfkeyle kalkıp zararla oturma, öfkeni başkasındansa, sakın ola ki çıkarma!!!


Sen yokken neyi öğrendim biliyor musun mecalim?

Kocası olan kadınlara hiç dokunulmuyormuş onu anladım mesela, hele hele çocuğu olan kadınlar ise bonus kazanıyorlarmış biliyor muydun?
Sen ben bizim oğlansa oyunda hep fasülyeden sayılıyormuşuz :))

Gel de kurtar beni mecalim,


çok hastayım!!!
Mesela

Filler tepişirken çimenler ezilmese,
Köprülere gerek kalmasa ve ayılar hiç dayı olmasalar mesela.
Herkes hak ettiği gibi yaşasa..

Edenin bulması için çok zaman geçmesi gerekmese. Er ya da geç değil, er olsa mesela…
Zamana bırakmasak her şeyi, kalmasak beklemek zorunda, bi kere de zaman bizi beklese, bizim peşimizden koşsa, yapışıverse yakamıza :)

Sütten ağzımız hiç yanmasa, yoğurdu da düşünmeden, üflemeden yesek mesela. Hatta öylesine düşünmesek ki, yoğurttan ayran yapıp içsek, onu da dudağımıza bulaştırıp bıyık yapıp gülsek mesela…

Ve sonunda ayranım ekşi de, diyebilen biri çıksa mesela…
Öncelemesek sürekli kendimizi. Görsek, yer versek tüm değerlere, düşüncelere.
Kalmasak kurallara bağlı. Bık bık bık başımızın etini yemeseler mesela. Hem başın eti mi yenirmiş :)

Eğri oturmadan da doğruyu söyleyebilsek olmaz mı? Karışmasalar nasıl oturduğumuza, hatta nasıl giyindiğimize ve göründüğümüze mesela…

Sonra geçmesin Bor’ un pazarı ve sürmeye gerek kalmasın eşeği de Niğde’ ye.

Abanın kadri yağmurda bilinmese sadece.
Bilmek için yağmura gerek kalmasa. Ve keşke beslediğimiz karga da oymasa gözümüzü mesela..



Sevse,

Sevsek,

Ve hep sevsek, sevebilsek…

Sevmeyi sevebilsek mesela…


Olmaz mı?
Umutlarımı Gören Var Mı

Umutlarımı nasıl dağıttıysam artık, bana hiç kalmamış gibi hissediyorum bugün. Umutsuz, sıkkın bıkkın, off puff bi haldeyim. 
Bir küçücük fıçıcık içi dolu turşucuğum. Hem de en ekşisinden.
Halbuki çarşıdan aldım bi tane eve gelince bin tane olandandım. En renklisinden.

Sanki yolda yürürken cebim delinmiş de bütün umutlarım dökülmüş gibi. Ya da hırsızın biri ben uyurken umutlarımı mı çaldı acaba?

Nerede içimdeki lunapark, oyuncaklara binen çocuklar nerede? Göremiyorum. Onlar da gitmişler sanırım. Edepsizler hep ben vereyim zaten, aman siz hiç bi şeyinizi vermeyin. 
Hem ben belki borç verdim o umutları, mutlulukları nereden biliyorsunuz? İnsan bi sorar ama canım, aa çok ayıp :) Esefle kınıyorum hepinizi, çok da umrunuzda ya sanki.

Hey ahali şimdi sıra ben de!
Birazcık umut borç alabilir miyim? Elde diyorum heyyy, sana diyorum, bak okuyup da hiç oralı olmayan sen? Elde 'umut' var mı? Varsa ben de alabilir miyim? Çok ihtiyacım var da.



Bir insanın nasıl bu kadar güzel bi kalbi olur, nasıl kocaman bi yüreği olur sorusunun cevabını bulmuştum ben.  Uçurtmasının iplerini sımsıkı tutmuş çocuklar gibi bırakmıyor, her geçen gün daha da sıkı tutuyordum adeta. Aman uçmasın diye. Uçup da beni bırakıp gitmesin diye..
Zannetmeyin ki bi sevgili o. Ah keşke öyle olaydı tabi :)


Koluma taktığım en güzel bileziklerimdendi. “İyi ki” li cümlelerime özne olanımdı.
Sevgiyi, sevmeyi çok iyi bilendi o. İmrenerek izlediğim, hayranlık duyduğumdu.  Omzunda ağladığım, kocaman sarıldığımdı. Tam dünyam yıkıldı dediğimde, elimden tutup kaldıranımdı o. Sırdaşım oldu…

Hakkını ödeyemeyeceğimdi belki de o.  Kimselere konuşamadığımda, dilim lal olduğunda, beni konuşturan, yargılamadan, eleştirmeden dinleyenim oldu o. Hesapsızca… Elimi sımsıkı tutan… Çekip kurtaran.

Bir rüzgar gibi, adı gibi tatlı bi esintiyle girdi hayatıma ve mümkünse hiç gitmesindi. Bu koca şehirde yalnızlığımı paylaştığım nice güzel insanlardan biriydi o. Harika bi anne, güzeller güzeli, kıskanılacak derecede deli dolu, fıkır fıkır bi eşti o. Erkek olsam da, keşke benim olsam-dı o :)

Sever idim sevdiklerime mektuplar yazmayı, minnetimi dile getirmeyi. Hem de en coşkulu hallerimle, hoplaya zıplaya, mümkünse :) Sarıp sarmalayarak. Sevgi sözcüklerini haykırarak.
Bu da onlardan biri şu anda sanıyorum ;)

Adı gibi “Esin” kaynağım oldu o benim. İsminin hakkını verdi çoğu zaman :)
Esinimmm diye seslenişlerimi boşa çıkarmadı.

Şimdi  tüm hallerimle (deli dolu, ağlak zırlak, acık da nedendir bilinmez ama bilazcık hüzünlü)  sesleniyorum sana: Seni çok seviyorum Esinim!




Bilirsin vefa duygusu önemlidir benim için. Belki geç belki de tam zamanı…
Her şey için çok teşekkür ederim.

Hep aynı yerlerde, aynı havayı soluyabilmek ümidiyle…

İmza: Gülen yüzün :)



Abrakadabra

Uyuyan güzel uyansa ve bir daha hiç uyumak zorunda kalmasa mesela, ışınlanma icat edilse de özlediğimizde sevdiklerimizin yanına ışınlanabilsek, kahkaha hapı icat edilse, yutunca sadece hapı yutmuş olmasak mesela: Salgılansa seratoninler, melatoninler, dopaminler :) Halaya dursak hep beraber, ben de halay başı olsam :)

Alice hep harikalar diyarında olsa ya da :)

Yarın bi mucize olsa ve kapıyı çalıp ben geldim dese mesela. Fena mı?  Kahve koyup karşılıklı içsek, sanki hep tanışıyormuşuzcasına muhabbetin dibine vursak. Gülmekten katılsak :)

Çok üşüdüğünde lahana gibi giyinmek yerine lahana gibi sarıp sarmalayacak bi adam olsa mesela.

Öpünce geçse yaralarımız,
Kırılmasa hiç hayallerimiz böylece kırıkları kaynatmaya da hiç gerek kalmasa mesela.

Çok mu şey istiyorum?
Evet istiyorum banane. İsteyenin bi yüzü turuncu dememiş miydim? Vermeyen de ne hali varsa görsün.

Ha bi de hayat hep bayram olsa;)

Öyle de tadı mı olmaz, rutin mi olur ?
Olsun.


Rutinin kötü olduğunu kim söyledi ki? 

O zamaaaan son olarak, 

gökten 3 elma düşsün. Biri benim, biri bu yazıyı okuyanların, diğeri de mucizelere inanan herkesin başına düşsün...


Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı